Grandson’da sabahın ilk ışıkları, göl üzerinde etkili olan gök gürültülü fırtınanın sesiyle karşılandı. Yağmur, dolu ve şimşek geceyi etkisi altına alırken, hava gün doğumuna doğru açtı ve yarışlar için uygun koşullar oluştu.
Sakin başlayan gün, doğudan esen rüzgârın güçlenmesiyle birlikte yarışların başlamasına sahne oldu.
G Grubu – 3. Yarış
Saat 11.00’in hemen ardından Bulgar Aslanları, Genç Türkler ve Portekizli Denizciler kusursuz bir çıkış yaptı. Üç ekip de start çizgisini neredeyse aynı anda geçerken, komite teknesi tarafındaki avantajı Bulgaristan elde etti. Ekipler yaklaşık üç dakika boyunca sancak kontrada ilerledi.
İlk kavanç sonrası liderliği Bulgar Aslanları aldı. Portekiz ekibi temiz rüzgârını koruyabilmek için büyük çaba harcadı ve ilk şamandıraya yaklaşırken Türkiye’nin kıçından çok az farkla geçebildi. Ancak Portekiz’in yaşadığı spinaker problemi onları lider ikilinin gerisine düşürdü.
Gölün kuzeydoğusunda kara bulutlar hızla yoğunlaşırken rüzgâr 15 knot seviyesine ulaştı. Bulgaristan ve Türkiye, alt kapıda farklı şamandıraları tercih ederek taktiklerini ayırdı. Hafif hava floklarıyla yarışan ekipler, büyük arma üzerindeki yükü azaltabilmek için teknelerini maksimum kontra ile dengede tutmaya çalıştı.
Jura Dağları’ndan yükselen gök gürültüsü mücadeleye ayrı bir atmosfer katarken, zaman zaman Türkiye ile Bulgaristan arasındaki fark yalnızca bir metreye kadar indi.
Son pupa seyrine Türkiye lider girse de, spinaker toplama ipinde yaşanan kısa süreli sorun Bulgaristan’a son bir atak fırsatı verdi. Buna rağmen Genç Türkler baskıya direnerek grubun ikinci yarış galibiyetini hanesine yazdırdı.
Fırtına bulutlarının yeniden gölü kaplamasıyla yarış komitesi filoyu marinaya geri gönderdi.
Grupta puan durumu ise son derece çekişmeli. Türkiye 7 puanla liderliğini sürdürürken, Portekiz 6 ve Bulgaristan 5 puanla takibini sürdürüyor.
Yarış arasındaki molada Bulgaristan Kaptanı ve Antrenörü Yavor Kolev, yükselen performanslarını şu sözlerle değerlendirdi:
“İlk hedefimiz ekip çalışmasını ve tekneyi hızlı kullanmanın teknik yönünü geliştirmekti. Bence bunu büyük ölçüde başardık. Rüzgârüstünde de pupada da teknemizin hızlı olduğunu, manevralarımızın ve şamandıra dönüşlerimizin güçlü olduğunu görebiliyorsunuz.
Bir sonraki adım ise taktik kararlarımızı geliştirmek ve rakiplerle mücadelede daha cesur davranmak. Yarış kazanmak, saniyeler içinde doğru karar verebilmeye bağlı. Bunun için daha kararlı ve özgüvenli olmamız gerekiyor.”
İlk üç yarışın ortaya koyduğu tabloya göre gruptaki her takım zirveye çıkabilecek potansiyele sahip. Kolev de ekibinin buna inandığını vurguladı:
“Teknelerin tamamen aynı olduğu bu formatta herkes eşit şartlarda başlıyor. Öğrenme sürecini en hızlı tamamlayan kazanıyor. Rakiplerimiz çok deneyimli yelkenciler ama biz de öyleyiz. Ekibimiz, Avrupa ve Akdeniz’in en üst düzey omurgalı tekne yarışlarında şampiyonluklar kazanan sporculardan oluşuyor. Biz de son derece tehlikeli rakipleriz.”